Disney, Fox’u Satın Aldı, X-Men ve Deadpool’a Ne Olacak?

Disney, bir süredir 20th Century Fox’u almaya çalışıyordu. Ve sonunda isteğini gerçekleştirdi. Artık Disney resmi olarak Fox’un bir kısmına sahip. Ve bu kısım FX kanalı, Fantastic Four, X-Men ve Deadpool gibi şeyleri de kapsıyor. Peki ya şimdi ne olacak? İsterseniz Disney’in aldığı şeylere teker teker bakıp bu yapımlara neler olacağını konuşalım.

Avatar artık Disney’de. Bence kendileri en azından 2. film ve 3. film için James Cameron’ı serbest bırakacaklar. Eğer ki istenilen kazanç elde edilemezse, işte o zaman Avatar Cinematic Universe’e hazır olun.

-2016 yılında çıkışını yaparak herkesi şaşırtan Deadpool da artık Disney’in elinde. Yaptıkları bir açıklama ile filmin +18 olmaya devam edeceğini söylediler. Ama ne kadar uzun süre olur bilmiyorum. Tahminimce bir üçleme yaptıktan sonra Deadpool’u bir şekilde Marvel Sinematik Evreni’ne sokarlar. Kim bilir, belki +18 haliyle sokarlar. Ama filmde küfür etmez.

-Marvel’ın herhalde Fox’taki en büyük markası X-Men ise artık gene onlarda. X-Men hakkında maalesef hiçbir fikrim yok çünkü New Mutants geliyor, New Phoenix geliyor, Legion, Gifted falan X-Men konusunda ne yapacaklarını bilmiyorum. Marvel Sinematik Evreni’nde olacaklar. Olmamaları imkansız. Ama nasıl ve ne zaman, asıl soru o.

Kingsman da artık Disney’de. Bunu da olduğu gibi bırakırlar bence. Secret Service inanılmaz bir başarı yakaldı, Eylül ayında çıkan Golden Circle’da fena değildi, umarım çok ellemezler.

Fantastic Four, Fox’un elinde resmen oyuncağa dönmüştü. Disney, Fantastic Four’u da kesinlikle Marvel Sinematik Evreni’ne katacak. Fakat Fox’un filmlerinin kaderinden çıkar mı, umarım çıkar.

Alien da Disney’de. Prometheus ile tekrar başlamıştı diye biliyorum seri. Covenant da başarılı oldu sanırım. Bakalım Alien için neler olacak?

Planet of the Apes bir başka isim. Kendisi de fena gitmiyor. Disney’in çok elleyeceğini sanmam.

Ice Age oldukça sevdiğim bir çizgi film serisi ve şimdi Çizgi Filmlerin kralı Disney’de. Pixar, Ice Age’e el atsa güzel olur ama pek sanmam. Gene de Ice Age için yepyeni bir başlangıç yakında.

The Simpsons da Disney’de. Kendisine de hiç elleyeceklerini düşünmem. Belki Disney göndermelerini arttırırlar.

X-Files 2018’de geri dönecek. Fakat kendileri dönemeden Disney’in elindeler. Bununla da pek oynamazlar herhalde. X-Files’ın Asgard’a gideceği yok, öyle değil mi?

-Simpsons gibi Family Guy da artık Disney’de.

Bunların dışında Disney’in aldığı şeyler de var. Ama en önemlileri bunlar diye düşünüyorum. Bakalım Disney’in bu yeni atılımının meyvelerini ne zaman göreceğiz, ve başarılı olabilecekler mi?

 

 

Battlefield Bad Company 3 Mü Geliyor?

Battlefield maalesef kendimi çok yakın hissettiğim bir seri değil. Çünkü oldukça karışık ve takım oyununa dayalı. Ben Call of Duty veya Titanfall 2 gibi hıza dayalı şeyleri daha çok seviyorum. Bu Battlefield 1’i çıkışında aldığım gerçeğini değiştirmiyor ama olsun. BF1 ile ilgili neredeyse her şeyi tahmin eden ve tahminleri de doğru çıkan bir kanal yeni bir video yapmış ve bu videosunda 2018’de gelecek yeni oyunun Bad Company 3 olduğunu söylüyor? Gerçekten olabilir mi? İşte düşüncelerim ve videodan öğrendiklerimiz.

-Oyun Soğuk Savaş döneminde geçecek.

-Oyun modları Conquest(Klasik Bölge Ele Geçirme ve Elinde Tutma), Rush(Bir yere bomba kurup bomba patlayana kadar o bombayı korumak), Operations(BF1’de Gördüğümüz Conquest ve Rush’ın Karıştırılmış Hali, Uzun Süren, Bir, İki Harita Geçen Savaşlar), Domination ve Team Deathmatch.

-Büyük alanda savaşlar yerine daha kapalı alanlarda savaşlar yaşanacak. Kişiselleştirme BF4’teki gibi olacak.

-Son olarak Microtransaction’lar en düşük seviye olacak. Battlefront 2’nin aldığı kötü eleştirilerden dolayı EA aynısını Battlefield’a yapmak istemiyor ve bu yüzden de Microtransaction’ları göze batar yapmayacak.

Verilen bilgilerin hepsi olabilecek türden bilgiler. Son olarak oyunun E3 2018’de duyurulacağı söyleniyor ki bu da tahmin edilebilir. Bakalım neler olacak?

PSX 2017 Özel: Dreams Panelinde Neler Öğrendik?

Media Molecule benim sevdiğim bir firma. Tearaway’de ne yapmam gerektiğini çok çözemediğimden sıkılmıştım ama Little Big Planet hoş geliyordu. Ki Dreams’de LBP’in daha gelişmiş ve büyümüş hali diyebiliriz. İşte PSX 2017 panelinde öğrendiklerimiz…

-Oyuna başladığımızda Imp seçeceğiz. Bu aslında bir avatar gibi. Her şeyle etkileşime geçmenizi sağlayan zımbırtı bu. Imp yaptıktan sonra ister hikaye modunu oynayın, ister kendi bölümünüzü yaratın.

-Oyunun hikaye modu Art’s Dream olarak isimlendirilmiş ve 3 ana tema içerisinde geçiyor. Dolaşma üzerine kurulu platform oyunu, Noir dediğimiz temada bir Point and Click(Eski Adventure Oyunları Tarzında) ve bilim kurgu temaları bulunacak. Ve elinde sonunda bir şekilde birleşecekler.

-Tüm senaryo modunu bir arkadaşınızla Co-op olarak oynayabileceksiniz. Ve bölümler içerisindeki toplanabilirleri bulmanız karşılığında sizlere bölüm yaratmada kullanabileceğiniz eşyalar verilecek. Ki zaten senaryo modunun tamamı, oyunculara sunulan bölüm yaratma motoru ile yapılmış. Yani senaryo modunda gördüğünüz her şeyi ve belki de zamanla daha iyisini siz yapabilirsiniz.

-Oyunun yaratma kısmına geldiğimizde ise inanılmaz bir çeşitlilik görüyoruz. Basit şeyler yapabileceğiniz gibi karmaşık şeyler de yapabilirsiniz. Oyunda kendi müziğinizi yaratabilirsiniz ve hatta sesinizi kaydederek ara sahneler bile yapabilirsiniz. Bu konuda sınır kesinlikle sizde olacak gibi gözüküyor ve söylediklerine göre şu ana kadar hiçbir oyunda görmediğimiz bir bölüm yaratma motoru varmış.

-Bölümleri paylaşma kısmına gelirsek de Pinterest gibi bir kısım yapmışlar. Yarattığınız bölümleri paylaştıktan sonra insanlar sizi takip ediyor ve sizin yaptığınızı paylaşabiliyor.(Elbette ben yaptım şeklinde değil.) Ve insanlar bölüm yapmayan, iyi bölümleri paylaşan kişileri de takip edebiliyor.

-Bunların yanında bir de oyun çıktıktan sonra gelecek olan VR desteği var. Ve evet, VR için bölüm yapabileceksiniz.

Başka bir şey söylemeli miyim bilmiyorum. Dreams oyun dünyasına yepyeni bir bakış açısı getirebilir. Ya da kendini anlatamamasıyla ve ön plana çıkamamasıyla kaybolup gidebilir. Bunu oyun çıktığında göreceğiz. Ama gördüklerim beni çok heyecanlandırıyor. Ayrıca bu son PSX 2017 Özel yazısı. Normalde Ghost of Tsushima da olacaktı ama orada çok şey söylenmediğinden geçtim.

Star Wars Battlefront 2 Günlükleri #3: Yeni Karakterler, Senaryo Görevleri, Haritalar ve Fazlası

Dün yayınlanan bir güncelleme ile Battlefront 2 yeni şeylere sahip oldu. İlk sezonun ikinci haftasında bizlere verilen bu şeyleri de deneme fırsatım oldu. Hemen sizinle paylaşmak istedim.

2 Yeni Karakter: Finn ve Captain Phasma

2 adet yeni karakter geldi. Bunlar Finn ve Captain Phasma. Finn’i genel olarak beğendim. Tasarımı ve silahı hoş. Özel hareketlerinin bir tanesinde bir Pistol çıkarıyor, birinde kendine can basıyor, birinde de düşmanları işaretliyor. Phasma’ya gelirsek kendisini de aynı düzeyde sevdim. Özellikleri kendine can basma, ne yaptığını hala tam çözemediğim bir Droid koyma ve sopası ile etrafa vurma. Karakterler açısından biraz hayal kırıklığına uğradım diyebilirim.

Yeni Senaryo Modu: Resurrection

Ana hikayede yönettiğimi Iden Versio’nun hikayesinin sol bulduğu Resurrection’ı ben 1,5 saatte bitirdim. Zaten 1,5-2 saat süren bir senaryo. Ve çok beğenmesem de eğlendiğimi söyleyebilirim. Ayrıca Force Awakens ve Last Jedi ile bağlantılarının net bir şekilde görülebiliyor olması da oldukça iyiydi. Son olarak gelecekteki senaryo eklentilerine yarattığı son da hoş. Ama ne yalan söyleyeyim, artık Rey’i veya Kylo Ren’i falan oynadığımız bir senaryo modu gelse çok iyi olur.

Yeni Galactic Assault Haritası: Crait

Last Jedi’de en epik savaşların gerçekleştiğini düşündüğüm gezegen Crait’te geçen bir harita da Galactic Assault moduna eklenmiş. Galactic Assault bence özellikle kahraman karakterlerle oynamak için korkunç bir mod olsa da geçirdiğim zamandan mutluyum. Daha Crait’te yapacağım çok savaş var ama şu ana kadar yaptığım 2 First Order ve 1 Rebellion savaşı bile beni çok tatmin etti. Fragmanlardaki o kırmızı izi bırakan(iz olmadıklarını biliyorum ama tam açıklayamam şimdi) araçları kullanmaktan, madenlerdeki, göklerdeki savaşlara, garip kurtlara kadar hepsi eklenmiş. 3 parçadan oluşan haritanın son parçası çok hoşuma gitmese de Giriş ve Orta kısım oldukça hoşuma gitti. Çok güzel bir havaya girdim.

Bunların dışında bir Starfighter Assault haritası ve bir tane de 5000 Kredi ile alabileceğiniz uzay gemisi bulunmakta. Onları daha oynayamadığım için bir şey diyemeyeceğim. Ama bu hafta içerisinde en azından o harita ile ilgili bir Günlük yazısı da gelecek.

 

Star Wars The Last Jedi Düşüncelerim(Spoilersız)

Star Wars Episode 8: The Last Jedi bugün vizyona girdi. Bu arada siz sadece Last Jedi kullanıyor da olabilirsiniz ama ben Episode 8’i belirtme taraftarıyım çünkü eğer buna diğer filmleri izlemeden giderseniz hiçbir şey anlamazsınız. Neden bunlardan bahsediyorum hiçbir fikrim yok o yüzden hemen konuyu gireyim. Ayrıca biliyorum 2 tane panel kaldı, Battlefront 2 Günlükleri var, 2017 Nasıl Geçti falan var, bugün gene çok doluydum, umarım yarın en azından şu panelleri ve Battlefront 2 günlüklerini atlatırız diye düşünüyorum. Bu arada Spoilerlı düşüncelerim de Cumartesi günü gelecek.

Şimdi, öncelikle filmi beğendim. Star Wars’u genel olarak seven bir insanım. Orijinal üçlemeyi seviyorum, Prequel üçleme de aklımda güzel olarak kalmış ama tam bir şey söylemek istemiyorum, tekrar izlemem lazım, Force Awakens’ı seviyorum ve Rogue One’dan nefret ediyorum. Evet Rogue One’ı hiç sevmiyorum. Ama bu filmi elbette çok bekliyordum. Belki aşırı değildi ama gene de içimde bir beklenti vardı ve hayal kırıklığı ile sevinme arasında gidip geliyorum. Spoilerlı olarak çok daha detaylı konuşacağım ama spoilersız olarak da derdimi anlatmaya çalışayım.

Benim için Star Wars her zaman ışın kılıçlarıyla ilgili olmuştur. Ki zaten Rogue One’ı çok sevmeme sebebim de bu. Işın kılıcının neredeyse olmaması. Ve Last Jedi maalesef bu konuda beni çok tatmin etmedi. Mesela Force Awakens’da en azından Kylo Ren’in sinir krizleri sayesinde bol bol ışın kılıcı görüyorduk. Last Jedi’da da çok iyi sahneler var ama azlar. Bir diğer sıkıntım ise ilk yarının resmen bomboş geçmesi. Ara verildiğinde bu film ne böyle diye resmen kalmıştım. Ayrıca Star Wars’un sadece filmlerin seyredip birkaç oyununu oynamış biri olarak anlam veremediğim yerler de vardı.

Ama en azından ikinci yarıda film beni tuttu ve sonuna kadar bırakmadı. Özellikle aksiyon dozu çok iyiydi, ikinci yarıdaki ışın kılıcı hariç savaşlar da gene oldukça başarılıydı. Luke hakkındaki düşüncelerimi Spoilerlı incelemeye bırakmak istiyorum. Ve kısaca şu ana dörtlüden bahsedeyim. Rey’i bu filmde daha az sevdim. Neden bilmiyorum ama ilk filmde çok sempatik gelmesine rağmen burada görünce çok Mutlu olmadım. Finn ise biraz daha sevdiğim bir karaktere dönüştü. Poe’da ise hiçbir duygu değişikliğim olmadı. İlk başta onu gördüğümde lütfen geçin demiştim ama film boyunca alıştım. İlk gördüğümde neden lütfen geçin dediğimi de Spoilerlı yazıya saklıyorum.

Kylo Ren ise, hala sevdiğim bir karakter. Yeni dörtlüde favorim diyebilirim kendisine. Neyse, sonuç olarak beğendim. Force Awakens’dan daha iyi olduğu yerler vardı ama daha kötü olduğu yerler de vardı. Fakat gene de bir tık da olsa Force Awakens’dan daha iyi diyebilirim. Ama fragmanlarla yarattıkları o havayı karşılayamamışlar. Yani Last Jedi gibi vurucu bir ismin karşılığını verebilen bir film bence değil.

 

PSX 2017 Özel: The Last of Us Part II Panelinden Öğrendiklerimiz

Ve sıra en önemli kısma geldi. Paneller. Sony, önemli Exclusive oyunları için paneller düzenlemeye karar vermiş. Benim bildiğim kadarıyla 4 büyük panel vardı. Bunlar The Last of Us Part II, Uncharted 10. Yıldönümü, Dreams ve Ghost of Tsushima. Uncharted’ı geçiyorum çünkü o biraz daha anıları tazeleme amaçlı. Ama diğer üçü hakkında ayrı ayrı yazılar gelecek. Bugün The Last of Us Part II geldi, yarın da büyük ihtimalle Dreams ve Ghost of Tsushima ile PSX 2017’yi kapatırız. Neyse, hemen öğrendiklerimize geçelim.

-Öncelikle sunan kadın çok şeker bir kadındı ve Last of Us’dan daha çok sevdiğim bir seri olmasına rağmen Uncharted panelinde sıkıntıdan ileri sarmıştım, fakat Last of Us panelinde neredeyse yapmadım. Kadının bizim gibi oyunu çok sevdiği ve merak ettiği belli, ayrıca esprili bir anlatışı vardı ve sürekli güler yüzlüydü, tebrik ettim. Youtube kanalı da varmış. Hannah Hart yazarak bulabilirsiniz.

-Şimdi, bilgilere geçelim. Öncelikle panel Troy Baker ve Ashley Johnson’ın bir şarkı söylemesiyle başladı ve gitarı Troy Baker çalıyordu, izlemekten zevk aldım. Sonra ışıklar kapandı, sunucu kadın, Neil Druckmann, yardımcı yazar,(adını unuttum) Troy Baker ve Ashley Johnson çıktı ve sunucunun Neil Druckmann’a sorduğu ilk soru Ellie’nin annesiyle tanışıyor muyuz oldu. Tabii ki buralar şaka amaçlıydı.

-Şimdi gerçekten bilgilere gelelim. Neil Druckmann oyunda Ellie ve Joel’un dahil kimsenin güvende olmadığını ve herkesin her an ölebileceğini belirtti. Aynısını Uncharted 4’te isimle yapmışlardı, burada da böyle yapıyorlar ama üzgünüm Neil Druckmann, beni kandıramazsın. Bence Ellie ve Joel ölmeyecek. Hele Ellie, yok artık daha neler.

-Şimdi burası önemli. Sunucu kadın, yardımcı yazar olan kadına döndü ve onunla konuşurken konu bir anda o kadının senaryo üzerindeki etkisine geldi. Neil Druckmann çok güzel kararlar almama yardımcı oldu dedi, paylaşmak istiyorum ama paylaşamam dedi. Hemen sonrasında ya da paylaşacağım birini dedi ve şunları söyledi. Yarımcı yazar, ilk günden sonra eve gittiğinde kocasına, sanırım birini hamile bıraktım demiş. Sadece bunu söyledi ve oyunda kendiniz görün deyip konuyu kapattı. Ama önemli bir bilgi, not alın.

-Ellie’nin 19 yaşında olduğunu tekrar doğruladı, ilk oyunun sevgi üzerine olduğunu, bu oyunun ise nefret üzerine olacağını da aynı şekilde doğruladı.

-Ardından bir anda Paris Games Week fragmanında gördüğümüz 3 karakterin oyuncuları geldi ve ismini bilmediğimiz, insanların Ellie’nin annesi olduğunu düşündükleri kadın haricindeki diğer iki kişinin abla kardeş olduğunu öğrendik. O işkence çektirilen kız 16 yaşında, ok atan çocuk ise 13 yaşında. Ve bu ikisi kardeş.

-Oyunun büyük bölümünün Seattle’da geçeceği söylendi. Burada tamamının değil, büyük bölümünün olması bir şeyleri düşündürmedi değil. Belki de oyunun ana odağı Ellie ve Joel değil, diğer 3 kişi olacaktır, ve onlar büyük bölümü kaplayacaktır. Neden böyle dedim çünkü insanlar bu oyun Seattle’da geçiyor galiba diye teoriler ürettiğinde bunu ikinci fragman üzerinden yapmışlardı. Yani o yeni karakterlerin olduğu  fragmanın üzerinden. Bilemedim şimdi, hepsi birer tahmin.

-Neil Druckmann, ilk oyunu sevip bunu sevmeyenler olacaktır, ilk oyunu oynamayıp bunu çok sevenler olacaktır, biz doğru olduğunu düşündüğümüz şeyi yapıyoruz ve Naughty Dog olarak her zaman tek düze, hikaye ve Single Player odaklı oyunlar yapacağız dedi.

-Ve  son olarak yeni bir şeyleri E3 2018’de göreceğimizi söyledi ki, benim tahminim ilk oynanışı orada göreceğiz. Birincisi en büyük ve ünlü oyun fuarı, ikincisi sunucu kadın buraya gelmeden önce şunu söyledi. Ben oyundan bir şeyler gördüm, inanılmazdı. Buradaki arkadaşlarıma(izleyenlere) ne zaman göstereceksiniz dedi ve Neil Druckmann E3 2018 dedi. Kadına gidip başka bir ara sahne gösterecek halleri yok, büyük ihtimalle oynanış gösterdiler ki Neil Druckmann gördüğün şey tam bitmemişti, sorunları vardı, beğenmene sevindim dedi. Ara sahnelerde nasıl bir sorun olabilir ki? İşte o yüzden tüm bunları birleştirirsek Neil Druckmann aslında bildiğiniz oynanışı E3’te göreceksiniz dedi.

Diğer PSX 2017 haberleri için üstteki PSX 2017 Özel yazısına tıklayabilirsiniz.

PSX 2017 Özel: Golem’den Oynanış Videosu

Bir başka PSVR oyunu olan Golem’den de bir oynanış videosu gösterildi. Oyun için çıkış tarihi belli değil ama 2018 desek sorun olmaz herhalde. PSVR’a olan destekleri harika ama maalesef alet çok pahalı. Bunların bir de oyunları, kamerası ve iki tane move kontrolcüsü eklendiğinde ki bu arada şu tüfek aparatını da unutmayalım, baya zengin işi. En azından ülkemizde. Diğer PSX 2017 haberleri için üstteki PSX 2017 Özel yazısına tıklayabilirsiniz.