Koşmaya Hazır Olun – The Maze Runner(Labirent: Ölümcül Kaçış) İncelemesi

Maze Runner serisinin son filmi Death Cure, şu anda vizyonda ve ben de yarın ya da Pazartesi günü izlemeye gideceğim. Fakat benim seri filmlerin yenisine gitmeden önce yapmayı çok sevdiğim bir şey var. O da önceki filmleri izleyip hatırlamak. Bu yüzden de ilk iki Maze Runner filmini tekrar izlemeye karar verdim. Yarın ikinci filmin, Pazartesi de üçüncü filmin incelemesiyle karşınızda olacağım. Hemen başlayalım.

Filmin konusu, etrafı büyük duvarlarla çevrili bir ormanda uyanan Thomas isimli karakterimizin ve o bölgedeki diğer kişilerin Labirent adını verdikleri bu yerden çıkmaya çalışması. Buradaki herkes genç. Bir tane çocuk, bir tane de kız var. Film de zaten Thomas ve o tek kız Teresa üzerine gidiyor. Hikaye ve karakterler bakımından film oldukça iyi bir iş çıkarıyor. Bir üçleme olduğu için sonu yarım kalsa da film başladığı hikayeyi bitiriyor. Yani labirentten çıkıp çıkmadıklarını öğreniyorsunuz. Ki bu da güzel bir şey çünkü artık seri filmler, filmden çok dizi gibi olmaya başladı. Nasıl olsa devamı gelecek, ve nasıl olsa izlenecek diye yarıda kesilen bir çok film var. Ama bu, filmin tek başına olan değerini azaltıyor. Fakat bu filme bakarsak, diğer filmleri düşünmeden kendi hikayesini kısmen de olsa bitiriyor.

Karakterlere geldiğimizde karakterlerin kişiliklerini hissedebiliyoruz fakat biraz klişe olmuşlar. Hep doğru yoldan şaşmayan, insanlara örnek olan, temiz kalpli bir ana karakter yani Thomas. İlk başta ona çok ısınamasa da sonradan en iyi arkadaşına dönüşen Minho. Şirin ama kendini korumayı bilen, Thomas’la da aralarında bir elektrik olan kadın karakter yani Teresa. Geleneklere sağdık kalmak isteyen, her şeye burnunu sokan, pislik kokan da bir kötü karakter Gally. Yani, klişe olsalar da iyi işlenmişler diye bilirim. Oyunculara gelirsek de gördüğüm kadarıyla hepsi çok film tecrübesi olmayan gençler ve bu dünyada sırıtmamışlar.

Film 1 saat 53 dakika sürüyor ve kendini sıkmadan izletiyor. Sürekli bir olay akışı var ve bu da sizi sıkmıyor. Ayrıca film kendini merak da ettiriyor. Neden orada olduklarını, bunu kimlerin yaptığını falan aynı ana karakter Thomas gibi siz de merak ediyorsunuz. Yönetmen, oyuncular gibi çok tecrübesi olmayan bir yönetmen. Kendisinin ismi Wes Ball ve bence kötü bir iş çıkartmamış. Filmle ilgili en büyük sorunum kesinlikle aksiyon sahneleri. Bunu diyeceğimi düşünmezdim ama büyük diyebileceğim bence 3 aksiyon sahnesi var bu filmde. Bunlardan biri ortalarda, biri sonlara doğru, biri de sondan hemen önce yaşanıyor. Bunlardan en uzun süreni ve en büyük çaplısı ise sonlara doğru olan. Ve ortalarda olanla sonlara doğru olan, karanlıkta geçiyor.

Ve bence, karanlıkta gerçekleşen aksiyon sahneleri, çekmeyi bilmeyen biri için çok kötü bir sonuç doğuruyor. Ne olduğunu anlayamıyorsunuz ki. Sinemada bir de 3D’de izlediğinizi düşünün. Daha da karanlık olacak. Ama en azından sondan hemen önceki aksiyon sahnesi, aydınlık bir ortamda geçiyor, ki en zevk aldığım aksiyon sahnesi de orası oldu. Film gerçekten aşırı güzel gözüküyor. Mekanlar vs. gerçekten harika. Ayrıca ilkel hayatın teknoloji ile birleşimi de bana Horizon: Zero Dawn havası vermedi değil. Ayrıca film sizleri şaşırtmayı da başarıyor. Plot Twist dediğimiz, sağ gösterip sol vurma olayından 1,2 tane var filmde.

Toparlamak gerekirse görselleri güzel, aksiyon sahneleri orta, hikayesi ilgi çekici ama karakterleri klişe, eğlencelik bir film. Gözünüzde çok büyütmeyin, ama eğleneceğinizi de unutmayın.

Puan: 6.5/10

Bir cevap yazın

Araç çubuğuna atla
Online Oyunlar Listesi - Oyun Haberleri - Oyun Videoları Youtube - Steam Çekiliş
Tüm hakları Mario'nun mantarında saklıdır.
Hakkında - Gizlilik - Kullanım Şartları