Sony’nin Yeni Uncharted’ı Mı? – Horizon: Zero Dawn Değerlendirmesi

Sony’nin, ya da Playstation’ın en büyük serisi ne diye sorarsanız büyük ihtimalle en çok alacağınız cevap Uncharted olacak. Uncharted 10 sene boyunca toplam 5 ana oyunu ile Playstation markasını götürmeyi başardı. Ama geçtiğimiz sene 4. oyunla Uncharted serisi kapanışını yaptı diyebiliriz. Her ne kadar Lost Legacy gibi Spin-Off oyunlar yapacak olsalar da büyük ihtimalle Uncharted 5, sadece bir hayal. Peki, Sony’nin yeni ana Exclusive serisi ne olacak? Spider-Man mi? Pek sanmıyorum. God of War mı? Belki. Last of Us mı? Kesinlikle hayır. Çok güçlü olsa da büyük ihtimalle üçleme olacak ve 2022’den önce bitecek. Peki ne olabilir? Horizon, o kadar çok övgüden sonra olabilir mi? O kadar iyi bir oyun mu? İşte benim düşüncelerim…

Not: Biliyorum 21:00’ı biraz geçti. Üzgünüm.

Oyunumuz hikayesi aslında biraz karışık. Genel olarak toplumdan dışlanmış birinin kendine yapılan haksızlıkları umursamayarak onları koruması diyebiliriz. Bu toplumdan dışlanan ana karakterimiz, Aloy isminde bir kız. Oyunun ilk 3,4 saatinde onun evrimini çok güzel bir şekilde görüyoruz. Çocukluk, ergenlik ve yetişkinlik. Ama oyun gerçekten başladığında ana hikayeye odağımızı kaybediyoruz. Neyse, hikayeye dönelim. Bu kızımız  küçükken eskilerin yaptığı bir yere düşüyor ve burada Focus isimli, size birçok farklı avantaj sağlayan bir alet buluyor. Ayrıca bir de, bu kızımızın annesi yok. Kim olduğu bilinmiyor. Ki oyunun hikayesi de iki parçaya ayrılıyor aslında. Biri, bilim kurgu kısımları. Aloy’un Focus’un, annesinin ve geçmişte yaşamışların sırlarını çözmesi hikayenin bir bölümüyken öbür bölümü kabileler ve kabileler arası çatışmalar üzerine kurulu.

Bilim kurgu kısımları her ne kadar güzel olsa da kabile kısımları o kadar hoş değil, ve sonlara doğru ikisini birleştirmeye çalıştırdıklarında da tam olmamış. Ayrıca ana odağın bilim kurgu kısmı olmasını beklerken, ana odak biraz daha kabileler kısmına kayıyor ve bu da pek hoşuma gitmedi. Ayrıca bilim kurgu kısmının hikayesi maalesef biraz zayıf. O her şeyin açıklandığı büyük sahneye geldiğinizde büyük ihtimalle çoktan hikayeyi çözmüş olacaksınız. Aslında fragmanlardan bile hikayeyi çözmüş olabilirsiniz. Bu makineleri, kim, niye yaratmış olabilir allah aşkına. Zaten tahmin edemeyenler için oyunda ilerledikçe tahmin etmeniz için bol bol ipucu verilmiş. Karakterler ise, maalesef çok da iyi değil.

Aloy’un gelişimi ilk 4 saatte ilgi çekici ama sonradan acayip boş bir karaktere dönüyor. Diğer karakterlerin hepsi de 1 hafta sonra unutacağınız tipten karakterler. Oyun hikaye ve karakterler konusunda sınıfta kalıyor. Evet belki çok kötü değil ama bu kadar güzel bir Dünya’yı görüp, böyle bir hikaye görmek biraz komik. Buradan kısaca şu Türkçe meselesine değinmek istiyorum. Oyun çıkmadan önce PS4’e özel olduğu için insanlar Türkçe altyazı görürüz diye düşünmüştü. Ama sonradan oyunda çok fazla metin var diye iptal edilmişti. İlk olarak, Witcher 3’de yapılabiliyorsa, sende yaparsın Sony Türkiye, belli ki oyunun ülkemizde çok satmayacağını düşünüp, tembellikten yapmamışsın. Zaten oyunu çok ön plana çıkardıklarını da görmedim. Peki ya oyunu anlamak için İngilizce gerekli mi? Ben ortalama bir İngilizce ile bilim kurgu kısımlarını anladım. Kabile kısımları da tam kafama oturmadı ama genel olarak çözdüm diyebilirim.

Yani eğer İngilizceniz yoksa veya kötüyse, oyunu anlamazsınız, almaya değmez. Şimdi gelelim oynanışa. Oynanışı iki parçaya ayıracağım. Mekanikler ve Görevler-Etkinlikler. Öncelikle mekaniklerden başlayalım. Oyun bir Third Person Aksiyon/RPG oyunu. Bol bol diyalog var ve bu beni biraz şaşırttı. Çünkü oyunun yapımcı firması Guerilla Games, Killzone serisi ile tanınıyor ve Killzone dışında pek bir oyunları da yok aslında. Ve Killzone öyle hikaye, diyalog odaklı bir oyun da değil. Hatta diyalog seçimleri de var ama korkmayın, diyalog seçimleri hikayeyi etkilemiyor. Yani, öylesine koymuşlar. Oyundaki ana olay farklı farklı silahlar kullanarak makineleri öldürmek. Her ne kadar oyun 26 adet makine var dese de bu 26 makinenin sadece 3’te 1’i orijinal. Yani 8-10 tane farklı tipte makine var, gerisi ise onların birkaç eklemeli olanı. Soğuk bölgelerde çıkanın boynuzları var, ormanlık alanda çıkanın yok vs. vs. Niye böyle kandırmışlar anlamadım. Ama 8-10 tane makine, pek de iyi bir rakam değil. Bir süreden sonra makineleri yok etmek sıkıcı geliyor.

Makineleri genel olarak Okunuz ile öldürüyorsunuz. Satıcılardan satın aldığınız farklı yaylara göre farklı ok tipleri ile de karşılaşıyorsunuz. Zaten ok, bu oyunun tabancası diyebiliriz. Etraftaki şeyleri toplayarak giderseniz, okunuz bitse bile her zaman yeni ok yapacak malzemeniz oluyor. Yapması da zaten çok kolay. Silah seçme ekranının üzerinden mermi de oluşturabiliyorsunuz. Oklarınızın farklı versiyonları var dedim. Buzlu Ok, Elektrikli Ok, Alevli Ok bunlardan bir kaçı. Ben en çok Alevli Ok ve Ağır Nokta Okunu kullandım. Ağır Nokta oku, normal okun iki katı hasar veriyor ama yapması, normal ok kadar kolay değil elbette. Kendisini genellikle makinelerin hassas noktalarını yakaladığımda kullandım. Evet, bazı noktalar var ve bu noktaları vurduğunuzda makinenin canı daha çok gidiyor. Her makinede bunlar farklı ama temelde yaptığını şey aynı. Zamanı durdur, oku çek ve hassas noktadan vur.

Evet karakterimiz zamanı yavaşlatabiliyor ki savaşlar genelde bu şekilde geçiyor. Ok yap, zamanı yavaşlat, makinenin hassas noktasına vur, vur, vur. Zamanı yavaşlatmanın yeniden dolmasını beklerken kaç, zamanı yavaşlat, makinenin hassas noktasına vur, vur, vur falan filan. Bazı makinelerden çıkan silahlarla ve birkaç ekstra aparatla bunları çözmeye çalışmışlar ama iş gene hep aynı noktaya geliyor. Mesela Ropecaster diye bir alet var. Bu alet ile bir ipin bir ucunu makineye, diğer ucunu toprağa bağlıyorsunuz ve makine en sonunda iplere teslim olup devriliyor. Peki ya sonra? Okunuzu alıp hassas noktaya vuruyorsunuz. Sadece zamanı durdurmanız gerekmiyor. Bu arada makinelerin hassas noktalarını Focus sayesinde öğreniyoruz. Savaşlarda kullanabileceğiniz bir de yakın silahımız olan mızrak var. Çok kullanışlı olmasa da bir süreden sonra o kadar gelişiyor ki oyunun başlarında öldürmek için 2,3 dakika harcadığınız makinelere tek atıyorsunuz. Ama bu denli gelişimi ben sadece mızrakta görebildim. Keşke başka şeylerde de olsaydı.

Az önce makinelerden çıkan silahlar demişim, tam olarak neyi kastettim diye sorabilirsiniz. Şöyle ki, bazı makinelerin hassas noktalarına vurup o parçayı kopardığınızda parça bir silah olabiliyor. Ve o silahı alıp makinede kullanabiliyorsunuz. Ama bu silah düşen makineler 26 makinelik katalogda sadece 2,3 tanesi. Yani bir süreden sonra buna da alışıyorsunuz ve gene otomatiğe bağlayıp, oku al, zamanı yavaşlat, silah düşen hassas noktaya vur, vur, vur. Silahı al vur, vur, vur. Ölmediyse kalan hassas noktalarına oku çek, zamanı yavaşlat vur, vur, vur. Bu kadar uzun süredir anlatmaya çalıştığım temel şey aslında oyunun sürekli aynı şeyi yapmakla geçmesiydi. Oku çek, zamanı yavaşlat ve vur, vur, vur. Olayı çeşitlendirmek için getirilen şeyler ise maalesef bir süreden sonra gene otomatiğe bağlıyor. Mekanik olarak sadece makine patlatma yok elbette. Diyaloglardan bahsettim, makine vurmadan bahsettim, bir de bahsetmemiz gereken platforming kısımları var.

Bu kısımlar birazcık Uncharted’dan özenilmiş ama acayip otomatik olmuş. Mesela 3,4 tane odun var. Onlardan atlayıp karşıya geçeceksiniz. Siz ileriye ittiriyorsunuz, ve X tuşuna bile basmanıza gerek kalmadan Aloy hoplayıp zıplayarak karşıya geçiyor. Bu Platforming kısımları genelde yan görevlerde bulunuyor ve beni çok rahatsız etmedi ama birkaç Uncharted tarzı aksiyon sahnesi yapılmaya çalışıldığında eksileri çok net gözüküyor. Son olarak gene yan görevlerde daha çok yaptığımız iz sürme var. Yan görevlerde genelde bir diyalogdan sonra Focus’unuzu açıp bir iz bulmanız izleniyor. İzi bulduktan sonra işaretliyorsunuz ve Focus’u kapatıp işaretleri takip ediyorsunuz. İşaretler bitince Platforming geliyor, ardından biraz daha iz ve görev bitiyor genel olarak. Ya da aksiyona giriyorsunuz.

Bu iz sürmece fena bir fikir değil ama gerçekten her yan görevde en az bir kez yapıyorsunuz ki bu da bayıyor. Çünkü Platforming gibi bir şey değil bu. Çok daha sıkıcı. Daha iyi kullanılabilirmiş. Ve böylece mekanikleri bitirmiş oluyoruz. Seviye atlayıp yetenek puanı harcamadan bahsetmiyorum. Klasik oldu zaten. Tek söyleyebileceğim, yetenek ağacında öyle çok istediğim bir yetenek olmadı ve bir süreden sonra umursamayıp rastgele dağıttım. Gelelim şimdi görevler ve etkinliklere. Oyunda 21 adet ana görev var ve ana görevler genel olarak eğlenceli. Çok özel değiller, ama hiç sıkmıyorlar. 22 tane de yan görev var. Şimdi, az önce yan görevlerin genel yapısından bahsettim. Birkaç istisna var elbette ama yan görevler genelde aynı şey üzerine. Oynanıştan umudu kesince senaryoya bakıyoruz ama yan görevlerin gene birkaç istisna haricinde senaryoları da öyle çok özel değil. Aloy, benim yiyeceğimi çalmışlar, Aloy, bana saldırdılar. Aloy böyle, Aloy şöyle tarzındalar hep.

Yani yan görevler üzgünüm ama sıkıcı. Ben eğlendim, çünkü bol bol Platforming var. Ama objektif bir şekilde düşünmem gerekirse, sıkıcılar. Bir de Errand adlı 14 tane görev var ama bunlara yan görevlerin daha kısa versiyonu diyebiliriz ve genelde sizden bir parça istiyorlar. O parça sizde varsa, direk veriyorsunuz ve görev bitiyor. Yoksa, haritada işaretlediği yere gidiyorsunuz, alıyorsunuz, geri dönüp veriyorsunuz. Bunların dışında haritayı açmak için Tallneck’ler var. Hepsi farklı olacak demişlerdi ama farklılıkları çok az. En azından sadece 5 tane varlar. Diğeri Hunting Grounds, farklı Challenge’lar içeren 5 adet bölge. Bunlar çok eğlenceli değil ama bunlardan belli sayıda madalya toplayıp oldukça güzel bir yan görev dizisi açıyorsunuz, o yüzden tavsiye ediyorum yapmanızı. Genelde buzlu ok ile 5 makine öldür, şu kadar saniyede gizlice 2 tane makine öldür gibi şeyler.

6 tane Bandit Camp var, kısaca Outpost. Eğlenceliler, ve sayıları da tam yeterli. Bir ara daha fazla olsa mıydı dedim ama 6 tane olması, oldukça hoş. Bol bol koymaya gerek yok. 11 tane Corrupted Zone var, bunlarda da Corrupt olmuş makineler bulunuyor, yani Hades isimli garip bir şey tarafından(tam söyleyemiyorum spoiler çünkü) ele geçirilmiş oluyorlar. Kısaca biraz daha güçlü oluyorlar ve arkalarında bıraktıkları kırmızı şeye basmanız halinde size ufak bir zarar veriyorlar ama kanama etkisi gibi biraz sürüyor. O yüzden onlarla kapışmak daha zor oluyor. Bunun sayısı da tam yerinde. Son olarak bir de Cauldron’lar var ki bunlardan 4 tane var, ve yaptıkları şeyi anlamanız için araya küçük bir şey sokmam lazım. Oyunda Override diye bir mekanik var. Makineleri Hades gibi ele geçirebiliyorsunuz ve sizin için savaştırabiliyorsunuz. Hatta bazılarını at niyetine de kullanabiliyorsunuz. Çok basit bir mekanik aslında. Kullanımı da basit. Oynanışa biraz çeşitlilik katıyor ama makinelere emir veremiyoruz. Bu da şunu dememe sebep oluyor. Her ne kadar kendisi rezalet bir oyun olsa da Far Cry Primal’daki hayvan kullanma özelliği, bu oyundan daha başarılı.

İşte bu Cauldron’larda da Override yapabileceğiniz yeni makineler açılıyor. Giriyorsunuz, eskilerin teknolojisine sahip zindan tarzı bir yerde ilerliyorsunuz, sonunda büyük bir makine ile kapışıp yeni özelliklerinizi alıyorsunuz. Sayısı bunun da oldukça yerinde olmuş. 3 de olabilirmiş ama 4 de kötü değil. Son olarak bir de toplanabilirler var. Toplam 60 taneler ve gözünüzü korkutmasın, haritanın büyüklüğüyle karşılaştırdığımızda iyi bir sayı. Ayrıca direk satıcılardan alacağınız haritalarla yerleri belli oluyor. Yani aramanıza gerek yok. Ki bu iyi bir şey. Bu arada bahsettiğim tüm görev ve etkinlikleri yapmanız sayesinde oyunu %100 bitirmiş olacaksınız ki ben de bu bitirenler arasındayım. 37-38 saat oynayarak oyunu %100 bitirip Platinum kupamı aldım. Ve eğlendim mi? Evet. Ama basının abarttığı kadar 9, 10’luk bir oyun mu? Hayır. Far Cry, AC veya Watch Dogs’u falan oynadıysanız, zaten bu tarz oyunlara alışıksınızdır.

Horizon da bu türe herhangi bir yenilik katmıyor. Evet iyi yapıyor. Ama bence bir oyunun 9 alması için inanılmaz iyi, 10 alması içinse bulunduğu türe yeni bir soluk getirmeli, bu soluğu da gene inanılmaz iyi bir şekilde getirmeli. Ve Horizon bu ikisini de yapmıyor. Ama kötü bir oyun mu? Hayır değil. Türünün en iyilerinden hatta. İndirim döneminde kesinlikle bakmanız gerektiğini düşündüğüm, hoş bir oyun. Ama beklentilerinizi çok yükseltmeyin.

Puan: 8.5/10

Bir cevap yazın

Araç çubuğuna atla
Online Oyunlar Listesi - Oyun Haberleri - Oyun Videoları Youtube - Steam Çekiliş
Tüm hakları Mario'nun mantarında saklıdır.
Hakkında - Gizlilik - Kullanım Şartları